Cumartesi, Temmuz 01, 2006

Pırıltılar (alfabetik liste)

Yüce Kitab'ımızı daha iyi anlamak için, O'nun kelimeleri ile konuşmak gerekir. Ayetlerden Pırıltılar o kelimelerden seçilmiş bir demettir.

39 Açlık ve korku elbisesi
38 Allah doğru söyledi
03 Allah Yeter
17 Allah'a dayandım
45 Allah'a kaçın
34 Allah'ın dostları
22 Allah'ın eli - Allah'ın yüzü
28 Başkasının yükünü çekmez
01 Besmele: Her işin başı
00 Bismillah: Başlarken
09 Boş sözler
43 "Bu vaad ne zaman?"
27 Bugün mülk kimin?
33 Dilediğini yapan
36 Doğunun ve batının Rabbi
29 Dosdoğru yol
46 Dualarının sonu da ...
19 Emredileni yaparlar
18 erhamur-râhimîn
41 Eskilerin masalları
14 Gaybı ve görüneni bilen
25 Gökten indirdiğimiz su gibi
07 Güzel bir borç
12 Güzel bir örnek

11 Her nefis ölümü tadıcıdır
20 Hesabı hızlıdır
15 inşâallâh
02 Karanlıklardan Nûra
10 kefâ billâhi ...
24 Kim Allah'a itaat ederse
40 lâ ilâhe illâ ...
37 Magfiret ve büyük ücret
04 Mevlanız Allah
05 O gün yüzler ...
21 Ona "ol" der ve olur
16 Onu Biz koruruz
31 Ortalama bir toplum
13 Rabbime isyan edersem
06 "Rabbimiz Allah" dediler
35 Renkleri muhtelif
26 Sabrı tavsiye ederler
23 Sağlam kulpa tutunmuştur
32 Sizi ilk defa yarattığımız gibi
08 "Sizin gibi bir insanım"
42 Tuzak kuranların en iyisi
30 Yolun ortası
44 Zan, gerçeğe fayda etmez


Not: Bu sitedeki Arapça ayetleri "güzel" görmek için, Diyanet web sitesi'nden bir font indirip Denetim Masasındaki fontlara kopyalamak gereklidir.

Cuma, Haziran 30, 2006

Dualarının sonu da ...

âhir: son
da'vâ: dualar
hum: onlar

veâhiru da'vâhum ... (Dualarının sonu da ...)

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ


10:10 Bunların oradaki duaları "Subhâneke Allahumme", aralarındaki esenlik dilekleri "Selâm", dualarının sonu da "Elhamdulillahi rabbil'âlemîn" sözleridir.

"Bunların" yani Cennet ehlinin sözleri ayette bize bildiriliyor:

da'vâhum fîhâ subhânekallâhumme
Bunların oradaki duaları, "Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah'ım!"

Cennet barış ve nimet yurdu. İnsanlar bu dünyada benzerlerini görmedikleri, hatta hayal bile edemedikleri nimetlere orada kavuşacaklar. O mutlu kimselerin her hâlleri anlaşılan hayret ve heyecan üzere olacak ki, dillerinden hep evvelâ "subhâneke" dökülecek.

Bu türden duyguların izini en çok çocuklarda gözlemek mümkün. Çocuklar ne güzel hayret ederler değil mi? Ne tatlı şaşırırlar. Küçücük şeyler bile onlara muhteşem gelir. Yaşlar büyüdükçe ve gördüklere alışıldıkça insanlar bir nebze bu duygularını kaybediyorlar ama içindeki çocuğa nefes aldıranlar için o kadar da uzak sayılmazlar. İnsan gökkuşağını görür de, ya da güzel bir ağaç, masmavi bir gökyüzü, suyun üstünde nazlı nazlı süzülen bir gemiye rastgelir, veyahut her biri biricik olan kar taneleri siyah paltosuna yağar, sonra herşeyin yerli yerince yerleştiği bir matematik denklemini anlar da hiç hayret duymaz mı? Cennet de nimetlerin en muhteşem formlarının yurdu olacağı için herhalde bu coşkun duyguların en mükemmel ve kuvvetli hâlleri de onun misafirlerinin özünde olacak, demek...

vetahiyyetuhum fîhâ selâm
aralarındaki esenlik dilekleri "selâm"

İnsanların birbirlerine dileklerinin "selam" olması da mânidar. Bize ekonomi derslerinde ekonominin tanımını şöyle öğretirlerdi: "Sınırlı kaynakların, insanların sınırsız istek ve ihtiyaçlarına göre nasıl kullanılacağını inceleyen bilim dalı" Cennette kaynaklar sınırsız olacağına göre, insanlar arası durum da barıştan gayrısı olmayacak. Orası selam yurdu olacak. Orası barış yurdu olacak.

veâhiru da'vâhum enil-hamdu lillâhi rabbil-'âlemîn
dualarının sonu da "Hamd âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur" sözleridir

Orada ikramlara kavuşmuş kimselerin hayret ve heyecanının ardından dillerinden dökülen dua ise her türlü övgünün ancak O'na ait olduğu sözleri olacak. Hamd O'nun. Zaten var olan herşey ancak O'ndan geldi ve O'na dönecek. Hâl böyle olunca, bütün övgüler de ancak O'na ait.

Salı, Haziran 27, 2006

Allah'a kaçın

fe: o halde
ferre: kaçtı
firâr: kaçış
firrû: kaçın
ilâ: -e (İng to)
ilallâh: Allah'a

fefirrû ilallâh (Allah'a kaçın)

فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ



Bu sözü Kuran'da bulup, düşünelim:

* Bu söz ve ilgili ayet bize ne anlatıyor?
* Allah'a nasıl kaçılır?
* Kimden ve neden kaçılır?

Cuma, Haziran 23, 2006

Zan, gerçeğe fayda etmez

inne: (vurgu kelimesi)
zan: sanı, vehim, kuruntu
lâ: (olumsuzluk kelimesi)
yugnî: fayda eder
min: -den
haqq: gerçek, hakikat

innez-zanne lâ yugnî minel-haqqi şey-â
(Şüphesiz zan, gerçeğe fayda etmez, hakikat namına birşey ifade etmez)

إَنَّ الظَّنَّ لاَ يُغْنِي مِنَ الْحَقِّ شَيْئًا


Bu sözü Kuran'da bulup, düşünelim:

* Bu söz ve ilgili iki ayet bize ne anlatıyor?
* Zan nedir?
* Neden fayda etmez?